
İnsanlığın felaket boyutunda bir salgın hastalık ve kıtlıkla boğuştuğu distopik bir gelecekte geçen film, insanlık için yeni bir yuva arayışıyla Satürn yakınlarındaki solucan deliğinden geçen bir grup astronotu konu ediyor.

Mars gezegenine astronotların gönderildiği bir görevde, Mark Watney (Matt Damon) isimli astronot şiddetli bir fırtına sonrası öldü sanılarak ekibi tarafından terk edilir. Fakat Watney hayattadır ve kendisini Mars’ta yapayalnız bulur. Elindeki sınırlı olanaklarla, zekasını ve dayanıklılığını kullanarak dünyaya yaşadığına dair bir sinyal göndermeye çalışır.

Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) çok yetenekli bir hırsızdır. Uzmanlık alanı, zihnin en savunmasız olduğu rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkarmak ve onları çalmaktır. Cobb’un bu ender mahareti, onu kurumsal casusluğun tehlikeli yeni dünyasında aranan bir oyuncu yapmıştır.

Ben Efsaneyim (İngilizce özgün adıyla I Am Legend), Francis Lawrence’ın yönettiği ve başrolünde Will Smith’in yer aldığı 2007 ABD yapımı kıyamet sonrası bilimkurgu filmidir. Smith, yeryüzünde insan yapımı virüsten etkilenmeden, hayatta kalan tek insan olduğunu düşünen askeri bir viroloğu canlandırır.

Oblivion’da askeri bir yönetim biri Jack adında deneyimli bir askeri , insanoğlunun bir zamanlar “Dünya” diye adlandırdığı terk edilmiş bir gezegene keşif için yollar. İnsanlığın büyük yok oluştan önce nasıl koşullarda yaşadığını araştırmakla dahası yaşayan her hangi bir canlı olup olmadığını bulmakla görevlidir.

Tenet, dünyayı büyük bir tehlikeden kurtarmak için savaşan bir kahramanın hikayesini konu ediyor. Gerçek zamanın ötesinde bir yerde uluslararası bir casusluk görevini yerine getirmeye çalışan kahraman, dünyayı kurtarabilmek için savaşmak zorunda kalır. Üçüncü Dünya Savaşı’ndan daha büyük bir tehlikeyi durdurmaya çalışan kahraman, casusun alacakaranlık dünyasında zorlu bir yolculuğa çıkar.

Film, ordu dilbilimcisi Dr. Louise Banks’in hikayesini anlatıyor. Birden çok uzay gemisi dünyaya iniş yapınca dünya sarsılır. Amaçlarının ne olduğu bilinmeyen uzaylılarla iletişim kurmanın yolları aranmaya başlar. Uzaylılarla iletişim kurması için ordu dilbilimcisi Dr. Louise Banks çağrılır. Doktora yardımcı olması için de fizikçi Ian Donnelly seçilir. İkilinin artık en önemli görevi uzaylıların barışçıl mı yoksa istilacı mı olduğunu belirleyebilmektir. Bu süreçte bir diğer zorluk da ordunun ısrarcı bir şekilde saldırı yanlısı olması olacaktır…

Dr. Ryan Stone zeki bir tıp mühendisidir ve emekliliğinden önce son görevine çıkan yetenekli ve deneyimli astronot Matt Kowalsky’nin yönetimindeki mekikte ilk uzay yolculuğuna çıkar. Her şey yolunda gibi görünürken rutin bir keşif yürüyüşü sırasında bir felaket yaşanır. Mekik çarpan bir cisim sonucu paramparça olur. İki bilim insanı uzay boşluğunda yapayalnız kalırlar.

25 yaşına gelen insanların, yaşlanmayı durdurmak için var güçleriyle çalışmak zorunda olduğu bir gelecekte geçen filmde, zaman gerçekten para ve güç demek. Will Salas (Justin Timberlake), bir hata sonucu cinayetten hüküm giyer ve hapishaneden kurtulmak için tek şansı gerçek yüzünü gördüğü sistemi çökertmektir.

Our Planet, izleyenleri dünyanın en değerli doğal yaşam alanlarına, eşi benzeri görülmemiş bir yolculuğa çıkarıyor. Mucizelerle dolu gezegende, kutupların vahşi doğasından okyanusların en derin kısımlarına, Güney Amerika’nın ormanlarından Afrika’nın en güzel manzaralarına doğru çıkılan yolculukta, hepimizin üzerinde yaşadığı coğrafyanın eşsiz ve değerli harikaları gözler önüne seriliyor. Yönetmen koltuğunda oturan Alastair Fothergil, 4 yıl boyunca 7 kıtada 50 ülkeyi kayıt altına alarak, gezegenin güzelliği ve doğanın kırılganlığını bizlere aktarıyor.

2017 yılında Netflix tarafından yapılan ilk Alman dizisi olan Dark enfes bir bilim kurgu fikrinden köken alıyor; zaman yolculuğu. Winden isimli küçük bir Alman kasabasında küçük çocuklar kayboluyor farklı zamanlarda. İşte bu kayıp çocukları arayan insanlar (hem yakınları hem polisler) anlamlandıramadıkları birçok olayla karşı karşıya geliyorlar. İşin içinde zaman yolculuğu olunca bir geçmiş bir gelecek arasında gidip geliyoruz çoğu zaman. İlk başta biraz karmaşık gelse de zamanla taşlar yerine oturuyor herkes için. Final sezonu 2020’de başımıza gelen nadir güzel olaylardan biri kesinlikle.

1989, Amerika’ya doğru yola çıkan ve bu yolculuk esnasında hayatları değişen Avrupalı göçmenlerin hikayesini konu ediyor. Avrupa’nın farklı bölgelerinden bir araya gelen insanların büyük umutlarla çıktıkları bu yolculukta onları türlü zorluklar bekler. Yeni yüzyıla ve kendilerini bekleyen yeni hayata yaklaşmakta olan insanlar, okyanusta sürüklenen bir göçmen botuyla karşılaşırlar. Bu beklenmedik durum onların hayatlarının değişmesine, korkunç bir kabusun içine sürüklenmelerine neden olur.

Dört farklı dönem. Tek bir kurban. Geleceği kurtarmanın tek yolu, tarihin akışını değiştiren bir cinayeti çözmekten geçiyor. Si Spencer’ın çizgi romanına dayanan mini dizi, tarihinin derinliklerinden, geleceğe uzanan bir gerilim sunuyor.
